Zamanın hastalığı yanlış beslenmek ve fazla kilolar. Çoğu kişi bel ve karın çevresindeki yağlanmadan şikayetçi , ancak bu durumu tersine çevirmek için gerekli mücadeleleri de vermiyor öyle değil mi ? Tabi burda gerekli mücadeleyi veren kısım da yok değil. Diyetler yapıyor , spora gidiyor , aç kalıyor ve hala kilo veremiyorsunuz. Burda sorun nerden kaynaklı diye durup bir düşünüyorsunuz. Size hemen cevabı vereyim. Sorun başlı başına STRES. Evet yanlış duymadınız.

Stres hormonuna baktığımız da stres Evrim’in akışında ve vahşi doğada ,herhangi zor bir durumla karşılaştığımızda vücut tarafından bu durumlarla başa çıkabilmek için salgılanıyordu. Günümüzde ise sürekli rekabet içinde bulunduğumuz ortam bedenimiz tarafından tehlike ve sorun gibi algılandığı için , bu bilgi karşısında vücut stres hormonunu salgılatıyor. Teorik olarak yararlı olan bu tepki , düşmanca ortamlarda hayatta kalmamızı sağlar.Tehlike anında nöronlarımız, kortikotropini serbest bırakan hormonları üreten hipofiz bezini etkinleştirir.Kortikotropin sinir sistemi aracılığıyla bedenimizde dolaşmaya başlar ardından böbreküstü bezi adrenalini ve kortizolü serbest bırakır. Adrenalin solunum hızımızı ve nabzımızı yükseltirken kortizol ise dopamin ve kan şekeri salımınını arttırır. Peki nedir bu kortizol ? Kortizol vücudumuzun harekete geçmesi gerektiren durumlarda salgılanan ve stres hormonundan sorumlu ana streoid hormondur.Tansiyon-kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye, bağışıklık fonksiyonunu korumaya ve iltihabi reaksiyonu önlemeye yardımcı olur. Yeterli miktarda salgılandığında  sağlıklı bir uyarandır ancak miktarı fazla olduğunda ise istemediğimiz o bel çevresindeki yağlanma başlar. Karın çevresindeki yağ hücreleri kortizole ve yüksek insülin seviyelerine karşı hassastır ve vücudun bu bölümü enerji depolarımızdır.Bu nedenle fazla stresli olduğumuzda vücut tarafından salınan bu hormon karın bölgesi ve bel çevresinde yağlanmaya sebep olur. Yüksek kortizol seviyesi aynı zamanda bağışıklık sistemine de zarar veriyor ve kemiklerde bulunan kalsiyumu da kullanarak kemikleri zayıflatıyor ve ruhsal sorunlara yol açıyor. Kortizolün artması = Serotonin (mutluluk hormonu ) azalması demektir. Serotonin ise kişiyi mutsuz eder ve depresif ruh haline sokar. Kortizol hormonunu yükselten alışkanlıklarımız düşük kalorili beslenme, fazla kafein , yüksek tempo , iş yoğunluğu ve stres .Stresin zararlarını saymakla bitmiyor. Stres erken yaşlanmaya da sebep oluyor. Hücresel yenilenmeyi ve hücre yaşını etkileyen telomer adlı hücre yapısını zayıflatarak hücresel yaşlanmayı hızlandırıyor. Stres ne kadar büyükse hücreler üzerindeki yıpratıcı etkisi o kadar büyük oluyor . Bu yüzden çoğu insan olduğundan daha yaşlı ve çoğu kişi daha hızlı bir şekilde yaşlanıyor.

Peki ne yapmalı ? Sorusuna gelirsek eğer. İlk olarak beslenmeden başlamalı günlük diyetimizin içine mutlaka yulaf , omega 3, B ve C vitaminlerini eklemeliyiz. Bir diğeri ise farkındalık durumuna ulaşmak için dış dünyadan bize ulaşan bilgileri filtremeli ve bolca meditasyon yapmalıyız.Bunun yanında mutlaka yoga, nefes egzersizleri ve tabi ki spor.

Mümkünse işe yürüyerek gitmek.

Asansör yerine merdiven kullanmak.

Abur Cuburdan uzaklaşmak.

Doğru ve dengeli bir uyku.

Sosyal aktiviteler.

En önemlisi ise kocaman gülümsemek ve pozitif olmak.