Gün içinde sürekli bir açlığımız var ise ve elimiz o raftan bu rafa sürekli bir şeyler atıştırmak için boş durmuyorsa sizi ghrelin hormonu ile tanıştıralım.

Vücudumuz tarafından leptin ( tokluk hormonu ) zıttı kabul edilen ghrelin , yağ dokusunda ve midede olmak üzere sindirim sisteminin içinde salgılanır. Ghrelin hormonu beyin üzerinde etkilidir, iştahı ve yemek yeme isteğini arttıran bir rol üstlenir. Bu hormonun salgılanması açlık durumuna bağlıdır. Yemek öncesi kanda bulunan ghrelin miktarı artar, yemek sonrası ise azalır.  Kandaki ghrelin miktarının artması ve azalması ise midenin boşalma hızıyla ilgilidir. Şöyle söylemek gerekirse midede uzun süre kalmadan hızla sindirilen bir yiyeceğin, midede uzun süre kalan ve yavaş sindirilen bir yiyeceğe göre kişiyi daha hızlı acıktırdığı gözlemlenmiştir. Kilo kaybedenlerin, kaybettikleri kiloyu koruyamamasının temel sebeplerden biri de budur. Kilo verdikçe kandaki açlık hormonu artıyor ve bu size iştah olarak geri dönüyor.

Bu hormonla başa çıkabilmek için neler yapmalıyız ? sorusuna gelirsek.

Araştırmalar iyi bir uykunun ghrelin hormonunu düzene koyabileceğini ve açlık hissinizi biraz da olsa bastırabileceğinizi ortaya koymuştur.

Aynı zamanda kısa vade de hızlı kilo vermek yerine ( şok diyetler) , sağlıklı beslenmeyi hayat biçimi haline getirerek yaşamak bu hormona karşı bir savaş meydana getiriyor.

Lifli besinler tüketmek sindirim sistemini harekete geçiriyor ve bizi uzun süre tok tutmaya yardımcı oluyor.

Su tüketimini arttırmak. Çünkü vücut susuz kaldığında susuzluk beyne açlık sinyalleri gönderiyor.

Egzersiz yapmak kalori yakımı sağlıyor.

Balıkta bulunan iyot tiroid hormonlarının gelişmesine yardımcı aynı zamanda açlığın bastırılmasında rol oynuyor.

Zeytinyağı içeriğindeki yağ asitleri ile ghrelin hormonunu düşürüyor .

Yeşil çay, ginseng ve çemen otu gibi besinler ghrelin hormonunun yükselmesini önlüyor.